Reina saldırganından kan donduran ifade

Reina Katliamcısının Son Durumu

Reina saldırganından kan donduran ifade
Reina saldırganından kan donduran ifade Handan
loading...

Reina’da 39 kişiyi katleden ve cumartesi günü tutuklanan Abdulkadir Masharipov’un kan donduran hakimlik ifadesi ortaya çıktı. İfadesinde son sözü sorulan terörist, yaptığından pişman olmadığını belirterek, "Bana neden Türkiye aleyhine çalışıyor, Türkiye’ye karşı diyorlar. Ben Türkiye devletine karşı bir şey yaptığımı düşünmüyorum. Türkiye karşıtı bir harekete bulunmadım. Ben öç aldım. Kısas yaptığımı düşünüyorum” dediği öğrenildi. Teröristin çelişkili ifadesi dikkat çekti.

Ayrıca Reina’ya ölmek için girdiğini de söyleyen saldırgan hakkında idam hükmü verilmesini istedi. Ortaköy'de bulunan eğlence merkezi Reina’ya terör saldırısı düzenleyen ve 39 kişiyi katleden terörist Abdülkadir Masharipov Cumartesi günü çıkarıldığı hakimlik tarafından tutuklanmıştı. Hakimlik tarafından tekrar sorgulanan saldırgan ifadesinde DEAŞ terör örgütü üyesi olduğunu kabul etti. 

“HRİSTİYANLARDAN ÖÇ ALMAK İÇİN YAPTIM”

Masharipov, “Reina olayından önce herhangi bir eyleme katılmadım. Dünyada Hristiyanların yaptıkları öldürme olaylarına karşı onlardan öç almak amacı ile onların bayram günü bir eylem yapmayı düşündüm. Amacım Hristiyanları öldürmekti” dedi.

Ailecek Suriye’ye gitmeye çalıştıklarını ancak gidemedikleri için İstanbul’a geldiğini anlatan Masharipov, “Türkiye’de herhangi bir ögütsel toplantıya katılmadım. Telefonla irtibat kurmuyorduk” dedi.

“KARAR VERSEYDİM ORADAKİ İNSANLARI ÖLDÜRECEKTİM”

Silahların nereden bulunduğunu bilmediğini savunan terörist, “31’inde Taksim’de keşif yapmak istedim. Eğer karar verseydim silah kullanıp orada bulunan insanları öldürecektim. Taksim’e giriş yoktu her yer polis kaynıyordu. Ondan sonra fikrimi değiştirdim” dedi. 

ÇELİŞKİLİ İFADE VERDİ

Eylem talimatı aldığı kişi olan Ebu Cihad isimli teröriste, “Ben bu eylemi 31 Aralık’ta yapayım yoksa başka gün yapmam” dediğini anlatan saldırgan Masharipov’un ifadesinde ilk önce “kapıda polis yoktu” daha sonra ise, “kapıda polis vardı” diye ifade verdiği öğrenildi.  

“İDAM HÜKMÜ VERİLİRSE İYİ OLUR”

Rehin düşmemek için kendini öldürmek istediğini söyleyen saldırgan, “İdam hükmü verilirse iyi olur. Flashbangleri tüm mermiler bittikten sonra attım. Bir şey olmadı. Sağ kaldım. Aslında ölmek için girmiştim” dedi.

DEAŞ’ın neden Müslüman ülkelere karşı eylem yaptığını bilmediğini söyleyen Masharipov, “Gücü yetse başka dinden ülkelere de hakimiyet kurabilir” dedi. 

"YAPTIKLARIMDAN PİŞMAN DEĞİLİM, ÖÇ ALDIM"

İfadesi sonunda son sözü sorulan saldırgan, “Bana neden Türkiye aleyhine çalışıyor, Türkiye’ye karşı diyorlar. Ben Türkiye devletine karşı bir şey yaptığımı düşünmüyorum. Türkiye karşıtı bir harekete bulunmadım. Ben öç aldım. Yaptıklarımdan pişman değilim. Kısas yaptığımı düşünüyorum” dedi.  

3 SAAT ÖNCE KEŞİF YAPMIŞ

Olay günü saat 21.00'de Reina'ya keşif yapmaya gittim. Daha önceden Reina'nın içine girmemiştim. Ebu Cihad'la konuştuğumda ben bunu 31 Aralık'ta yapayım yoksa başka bir gün yapamam dedim. Kapının önüne kadar gittim. Polis yoktu. Güvenlik de görmedim. Silahları almaya Zeytinburnu'na döndüm. Silahları aldım sonrasında tekrar Reina'ya gittim. Ben içeriye girmek isterken polis beni gördü ve ateş açtı. Sonra ben polise ateş açtım ve içeri girdim. İlk keşfe geldiğimde polisi görseydim olaylar daha farklı şekilde gelişebilirdi. Polisi vurduktan sonra içeriye girdim. Kalaşnikof silahla rastgele insanların üzerine ateş ettim. Mermiler bitince el bombası sandığım flashbangi intihar etmek için yüzüme tuttum ama ölmedim. Rehin düşmeyeyim diye kendimi öldürecektim. Bir şey olmadı. Sağ kaldım aslında ölmek için girmiştim. İdam hükmü verilirse iyi olur.

Eşi De Tutuklandı

Ortaköy’de bir gece kulübüne düzenlenen saldırıya ilişkin soruşturmada tutuklanan, terörist Abdulkadir Masharipov’un eşi Zarina Nurullayeva ifadesinde, DEAŞ tarafından kaçırılan oğlunun bulunması için Türk yargısından yardım istedi. Eşinin Pakistan’da DEAŞ’a biat ettiğini söyleyen Nurullayeva, “Eşim DEAŞ’a katılmak üzere Suriye’ye gitmemiz gerektiğini söylemişti” dedi.

Yılbaşı gecesi Ortaköy’deki bir gece kulübüne düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin yürütülen soruşturmada, tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edilen aralarında saldırgan Abdulkadir Masharipov’un eşi Zarina Nurullayeva’nın da bulunduğu 11 şüphelinin sorgusu sona erdi.

İstanbul 6’ıncı Sulh Ceza Hakimliği, 11 şüphelinin “örgüt üyeliği” ve “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, 2 şüphelinin ise ayrıca “kasten adam öldürmeye yardım” suçlarından tutuklanmasına karar verdi. Tutuklanan isimler arasında yer alan Zarina Nurullayeva 1 buçuk yaşındaki kızıyla birlikte cezaevine gönderildi.

Şüpheli Nurullayeva, hakimlik sorgusunda eşinin yaptığı saldırıdan gözaltına alınınca haberi olduğunu söyledi. DEAŞ militanları tarafından oğlunun nasıl kaçırıldığını da anlatan Nurulleyava ifadesinde, “Bana söylenen suçlamaların çoğu yalandır. 20 gün kaldığım dairede DEAŞ ile ilgili bir mevzu açılmadı ve onlarında DEAŞ örgütü üyesi olduklarına ilişkin bir bilgim yoktur. Ben Türkiye’ye geleli 1 yıl oldu. Eşim Abdulkadir Masharipov ile birlikte İran’dan Türkiye’ye kaçak yollardan geldik. Bir bayana ‘Burada kalırsanız zarar görürsünüz’ şeklinde bir söz söylemedim” dedi.

“OĞLUMU EŞİMİN BİLGİSİ DAHİLİNDE İRAN’A GÖTÜRECEKLERİNİ SÖYLEDİLER"

Olaydan sonra eşimin arkadaşlarının kendisini başka bir yere götürdüğünü belirten şüpheli Nurullayeva, “ Kocam olaydan 3 gün önce evden çıktı ve bu olaylar meydana geldi. Ne yaptığına dair bir bilgim yoktur. Eşim bilgisayarla meşguldü. Olaydan sonra beni bir daireden başka bir daireye götürürlerken eşimi sorduğumda, eşimin arkadaşı bana ‘Çok şey sorma’ dedi. Biz gözaltına alınmadan önce iki kişi gelip çocuğun üstünü giydirmemi ve İran’a götüreceklerini ve eşimin bundan haberi olduğunu söyledi” ifadelerini kullandı.

“EŞİM PAKİSTAN’DA DEAŞ’ A BİAT ETTİĞİNİ SÖYLEDİ”

Şüpheli Nurullayeva, kocasının Pakistan’da DEAŞ’a biat ettiğini anlatarak, “Eşim olaydan 3-4 gün önce evden çıktı ve bir daha kendisiyle görüşmedim. Eşim bana Pakistan’da DEAŞ’a biat ettiğini söylemişti. Eşime ‘Burada DEAŞ yok, sen kime biat verdin?’ diye sordum. Bana ‘Burada temsilcisi var ona biat ettim’ dedi. Ancak DEAŞ’a katılmak üzere Suriye’ye gitmemiz gerektiğini söyledi. Kocam biat etmeden önce ben kendi kendime karar vermiştim. Türkiye’ye gitmek hususunda annemle konuştum. Eğer Türkiye’ye gidersem annem de gelecekti. Bizim yaşadığımızı bölgede savaş vardı. Bundan dolayı Türkiye’de kalmak için karar almıştım. Eşime ‘Ben senle Suriye’ye gelmem’ dedim” diye konuştu.

“KOCAMIN YASINI TUTMAMI SÖYLEDİLER”

Saldırıdan sonra bir evden başka bir eve nakledildiğini ve nakil işlemini yapan kişilerin kendisine ‘kocanın yasını tut’ dediklerini belirten şüpheli Nurullayeva, “Ancak daha sonra gelerek ‘Yas tutmana gerek yok, eşin ölmemiş’ dedi. Bunu söyleyenin yüzünü görmedim. ‘Ne oldu, kocam nereye gitti neden şehit oldu’ dedim. O da aban ‘Eşin büyük işler yaptı’ dedi. Polisler bizi alan kadar haberim yoktu. Gözaltına alındığımda eşimin Reina saldırısının gerçekleştirdiğini öğrendim. O ana kadar haberim yoktu” dedi.

“OĞLUMU BULMAMA YARDIM EDİN”

Şüpheli Nurullayeva cep telefonu kullanmadığını söylerek, “Benim telefonum yoktur. Bulunduğum yerde bir bayan şahsın telefonu vardı. O bayanda ‘Kocana söyler misin kocamın nerede olduğunu biliyor mu?’diye sordum. Ancak o bayanın eşi ‘Oturun oturduğunuz yerde’ dedi. Oğlumu bulmama yardım edin. Benim bu işlerle hiçbir alakam yoktur. Serbest bırakılmayı talep ediyorum. Kocam da beni ter etti gitti, iki çocukla ortada kaldım” şeklinde ifade verdi.

Reina saldırganının eşi hakkında flaş karar

Ortaköy'deki terör saldırısına ilişkin gözaltına alınan 11 şüpheli,  ''anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme'' ve ''silahlı terör örgütüne  üye olma'' suçlarından tutuklanmaları talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edildi.

Sevk edilenler arasında eylemi gerçekleştiren saldırgan Abdulkadir Masharipov'un eşi de bulunuyor.

Mahmut Övür Reina saldırı ile ilgili daha önce yazdığı 'terörist-binbaşı' görüşmesinin ardından yeni bir ayrıntıya daha ulaştı ve sordu: Reina saldırganı polise o gece ne gösterdi? İşte Övür'ün yazısından ilgili bölüm:
Terörist, içeriden nasıl çıktığını şöyle anlatıyor:

"Flashbang elimde patladı. Sol elimden yaralandım, sakalım, saçım ve bıyığımın bir kısmı yandı. Öldüğümü zannettim, bir süre geçtikten sonra bir şey olmadığını anlayınca hafızam yerine geldi. Emekleyerek bir süre ilerledim, daha sonra ayağa kalkarak dışarı çıktım." 

Reina saldırısıyla ilgili içeriden ve dışarıdan çekilmiş çok sayıda görüntü izledim. Teröristin içeriden çıkışıyla ilgili söyledikleri iç görüntülerle de doğrulanıyor.

Peki, sonra ne oluyor? Bence asıl enteresan ve insanı şoke eden yer burası. Katliam sonrası kapıda şöyle bir görüntü var: Terörist, içeriden çıkıyor ve Kuruçeşme tarafına doğru yürüyor. Sonra birden geri dönüyor. Yani Reina'nın kapısına doğru. Arkasından koşarak gelen bir polis nedeniyle bir an tedirgin oluyor.

Polis onu geçince, rahatlıyor ve yürüyerek tam Reina'nın kapısında duran kalabalık polis grubunun önüne geliyor. Sol eli cebinde. O sırada iki polis bunu durduruyor. Konuşmaya başlayınca şef olduğu anlaşılan bir polis daha geliyor. Teröriste bir şeyler soruyorlar. Adam, sol elini cebinden hiç çıkartmıyor. Polis de "niye çıkarmıyorsun elinde ne var?" diye hiç sormuyor. Polislere sağ eliyle sağ pantolon cebi hizasından bir şey gösteriyor. Büyük ihtimalle bir kimlik bu. Ve polisler adamı bırakıyorlar. O da elini kolunu sallayarak oradan uzaklaşıyor.

Masharipov’un, DAEŞ’in özel olarak yetiştirilmiş suikast timinde yer alan bir terörist olduğu anlaşılıyor. Masharipov’un eylem tarzı da farklı. DAEŞ militanları silahlı saldırının ardından sağ olarak ele geçmemek için canlı bomba eylemini gerçekleştiriyorlardı. Reina saldırısından sonra teröristin, kendisini patlatmak yerine kaçmayı tercih etmesi kafaları karıştırmıştı. Zaten Reina teröristinin üzerinde canlı bomba yeleğinin olmaması da başından beri böyle bir eylem türünü planlamadığını gösteriyor.

Fransa’daki saldırıda da teröristler çatışmayı tercih etmişti. DAEŞ farklı eylem türlerini uygulayabilen bir örgüt. Suriye içsavaşı nedeniyle meskûn mahaller ve canlı hedefler konusunda önemli deneyim kazandılar. Suriye ve Irak terör örgütlerinin bir laboratuvarı işlevini görüyor. Zaten Reina teröristinin canlı bomba olarak yetiştirilmediği, DAEŞ’in askeri birimi içindeki seçkin suikast timinin elemanı olduğu anlaşılıyor.

Reina teröristinin hayatında gri noktalar var. Aydınlatılmayı bekliyor. Bunlardan birisi de İran’da gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılarak Türkiye’ye geçişi. İran’ın Masharipov’un sorgu tutanaklarını paylaşması bu açıdan yararlı olabilir.

NEDEN SERBEST BIRAKTILAR!

İran, Suriye ve Irak’ta DAEŞ’le savaş halinde. Ele geçirdiği DAEŞ militanlarını en hafifinden hapse atıyor. Merak ediyorum, Masharipov’u hangi gerekçeyle serbest bıraktılar. Hadi serbest bırakıldı, İran istihbaratı tarafından takip edilmedi mi? Yoksa bir perşembe günü İran polisi tarafından toplanıp, Urumiye’de bırakılan Pakistan’dan, Afganistan’dan gelen kaçaklar arasında mıydı? İran, aralarında teröristlerin de bulunduğu kaçakların ülke sınırlarını bir an önce terk etmesini istiyor. Urumiye’de toplanan kaçaklar PKK-PJAK’ın kontrolünde Türkiye sınırına getiriliyor. Tabii büyük paralar karşılığında. Reina teröristi Doğubayazıt’tan kaçak yollarla Türkiye’ye giriş yapıyor.

Abdulgadir Masharipov, İran’daki sorgusunda Türkiye’ye geçiş yapacağını söyledi mi, eğer söylediyse İran makamları tarafından bu bilgi Türkiye ile paylaşıldı mı? Ancak burada, teröristin arkasında İran’ın olduğu şeklinde bir izlenim oluşmasını istemem. Reina teröristinin İran’da geçirdiği süre, oradaki ilişkileri ve Türkiye’ye geçişindeki noktaların aydınlatılmasına dikkat çekmek istedim.

İran’da yakalanıp serbest bırakılan bir DAEŞ militanı, Urumiye’den Türkiye sınırına kadar PKK-PJAK tarafından getirilip, Iğdır’dan DAEŞ tarafından teslim alınan birisi. Bu karmaşık ilişki ağı size tuhaf gelmiyor mu? Yoksa Reina katliamı, baştan sona Rakka’da, DAEŞ’in Türkiye emirliği tarafından organize edilmiş bir saldırı.

ÇOCUĞU DEAŞ’IN ELİNDE REHİN

Bu arada Reina teröristinin çocuğu halen DAEŞ’in elinde. Reina saldırısından sonra evine gidip, 4.5 yaşındaki oğlunu alıp kaçan Abdulgadir Masharipov, yakalandığı güne kadar üç yer değiştiriyor. Zeytinburnu, Başakşehir ve yakalandığı Esenyurt’taki lüks site. Sevgilisi olan Mısırlı kadın ve çocuk yanında. Bir kez kaçma planı yapılıyor ama terörist, çocuğunu yanına almasına izin verilmediği için kaçmıyor. Çocuğa bu kadar düşkün. Tabii sadece babalık duygusunun hâkim olduğunu zannetmiyorum. DAEŞ’in, çocuğu elinde tuttuğu sürece kendisine karşı nasıl kullanacağını çok iyi bildiği için çocuğu yanından ayırmıyor. Ancak yakalanmadan birkaç saat önce çocuk, DAEŞ tarafından alınıyor.

Teröristin sorgusunda dönüp dolaşıp hep aynı şeyleri anlatmasının bir nedeni çocuğun DAEŞ’in elinde rehin olması. Bu örgütlerin sadece girişi oluyor, çıkışı olmuyor. Ya terörist olacaksın ya canlı bomba olarak öleceksin ya da çocuğunu sana karşı rehine olarak tutacaklar. DAEŞ, Reina teröristine eğer konuşursan çocuğun elimizde mesajını veriyor. Reina teröristini sağ olarak yakalamayı başaran İstanbul polisinin çocuğu ele geçireceğine inanıyorum. Ondan sonra itiraflar çorap söküğü gibi gelebilir.

Reina'da 39 kişiyi öldüren terörist Abdulgadir Masharipov'un yakalandıktan sonra polise verdiği ilk ifade ortaya çıktı.

“Hedef Taksim’di. Ancak güvenlik gerekçesiyle Reina’da karar kıldım. Talimat Telegram üzerinden ses kaydı olarak gönderildi. Oğlumla kaçacaktım ama polis çemberi daraltınca köşeye sıkıştı. Evdeki kadınlardan biri ile dini nikâh yaptım.”
Yılbaşı gecesi İstanbul Ortaköy'de bulunan Reina isimli gece kulübünde 39 kişiyi Kalaşnikof'la taramak suretiyle katleden ve geçtiğimiz günlerde başarılı bir operasyonla Esenyurt'ta ele geçirilen DEAŞ'lı terörist Abdulgadir Masharipov'un polisle ilk mülakatı sırasında söylediklerine ulaşıldı. Polisin her sorusuna cevap veren teröristin resmi ifadesi öncesindeki sohbet niteliğindeki mülakatında önemli bilgiler verdiği ortaya çıktı. İşte DEAŞ'lı katilin İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde sorgucu deneyimli polislerle yaptığı mülakatta kullandığı bazı ifadeler:

ÖZBEKİSTAN İSLAMİ HAREKETİ'NDEYDİM

Özbekistan İslam Hareketi içinde bulunuyordum. Bu hareket adına kamuoyunda propaganda yapmakla görevliydim. Örgütün propaganda videolarını YouTube'a yüklüyordum. Silahlı eğitimi bu grup içinde aldım.

KONYA'DA SALDIRI TALİMATINI ALDIM

Daha sonra bu grupla fikir ayrılığına düştüm. Afganistan'a, oradan Pakistan'a ve son olarak ise İran'a geçtim. DEAŞ ile İran'da tanıştım. İran üzerinden Ağrı güzergahını kullanarak illegal yollardan Türkiye geçtim. Eşim ve iki çocuğum yanımdaydı. Konya'ya geldim ve saldırı talimatını buradayken Rakka'daki DEAŞ emirinden aldım.

BOMBALI SALDIRI PLANLADIK

Talimat, Telegram üzerinden ses dosyası olarak ulaştı. Bombalı saldırı planladık ama sıkı güvenlik tedbirleri sebebiyle bunu başaramadık. Olayda kullandığım Kalaşnikof'u ve şarjörleri bir arkadaşım Zeytinburnu'ndaki hücre evine getirdi ve olaydan kısa süre önce bana teslim etti. 16 Aralık günü İstanbul'a gelmiş ve 29 Aralık'a kadar Kayaşehir'de İlyas'ın evinde kalmıştım. Bu tarihte Kayaşehir'deki evden ayrıldım.

SURİYE'YE GÖNDERDİM

Taksim'de çektiğim ve keşif niteliğinde olan görüntüleri Suriye'deki DEAŞ emirine gönderdim. Ama kalabalık ve güvenlik fazla olduğu için saldırı gerçekleştiremedim. Reina'ya saldırıyı yaptım.

ÇEMBER DARALDI KÖŞEYE SIKIŞTIM

Reina'dakileri kafir oldukları için öldürdüm. Müslümanların yılbaşı kutlamayacağına inanıyordum. Saldırıdan sonra oğlumu alıp kaçmayı planlıyordum. Fakat oğlumla buluşamadım. Zeytinburnu, Sefaköy ve Esenyurt'taki evlerde saklandım. Oğlumla buluşabilseydim Suriye'ye İzmir ve Hatay üzerinden kaçmayı planlıyordum. Polis çevremdeki çemberi iyice daraltınca köşeye sıkıştım. Zeytinburnu'ndan ve Sefaköy'de saklandığım yerlerden kaçmak zorunda kaldım. Esenyurt'a geldim ve evdeki kadınlardan biri ile dini nikâh yaptım. Kaçarken eşim ve kızımı yanımda götürmeyi düşünmüyordum, oğlumu götürmek istiyordum.

ÖZBEKİSTAN İSLAM HAREKETİ NEDİR?

Özbekistan İslam Hareketi, Özbekistan'da İslam Kerimov yönetimini devirmek ve yerine bir İslam devleti kurmak amacıyla 1998'de kuruldu. Hareket, daha sonraki yıllarda kendisini El Kaide ve Taliban'ın müttefiki olarak tanımlamış olup 2015 ortalarında DEAŞ'a biat etti.

İstanbul’da yılbaşı gecesi Reina’da 39 kişiyi öldüren DEAŞ’lı terörist Abdulgadir Masharipov’un 16 günlük kaçışının detaylarına ve yakalandığı ilk anın fotoğrafına Hürriyet ulaştı. Masharipov katliamdan sonra kaçarken, Ulus’ta girdiği bahçede köpek saldırısına uğradı. 3 taksi değiştirip Zeytinburnu’na ulaştı. Daha sonra operasyon yapılan bu evde bulunan sigara izmaritleri, taksicilere ikram ettikleriyle aynı çıkınca polis önemli bir ipucuna ulaşmış oldu.

1- ÜÇ AYRI TAKSİDE YOLCULUK

YILBAŞI gecesi eğlence merkezi Reina’da gerçekleştirilen terör saldırısının ardından tanıkların verdiği çelişkili ifadeler, zaman kaybına neden oldu. Saldırı sırasında olay yerinde bulunanlardan kimi, saldırganların 3 kişi olduğunu kimi ise uzun namlulu silahlarla birlikte tabancayla de ateş edenlerin olduğunu söylüyordu. Gerçek, Reina’daki ve çevredeki kamera görüntülerinde ortaya çıktı. Saldırgan tek kişiydi ve olaydan sonra oluşan kargaşadan yararlanarak taksiye binerek kaçmıştı. Terörist, montunu ve saldırıda kullandığı Kalaşnikof marka silahı olay yerinde bırakmıştı. Montun cebinde 500 lira vardı.

KÖPEKLE BOĞUŞMUŞ

Görüntülere göre, Reina saldırganı Ortaköy’deki Portakal Yokuşu’ndan taksiye bindi, yaklaşık 5 kilometre sonra Ulus yakınlarında taksiden indi. Yaya olarak bir süre dolaşan saldırgan, Ulus’ta bir evin bahçesine girdi. Bahçede, evin köpeğinin saldırısına uğradı. Köpekle bir süre mücadele eden, yere düşen saldırgan hızla uzaklaşarak tekrar caddeye çıktı. Önüne gelen ilk taksiye bindi. Bu sefer taksiden Zincirlikuyu’da metrobüs durağı civarında indi. Kısa bir süre kararsız adımlarla etrafta dolaşan saldırgan 3’üncü kez taksiye bindi. Bu kez adresi Zeytinburnu’ydu.

2- PARAYI UNUTMASI İŞİNE YARADI

REİNA saldırısının ardından İstanbul İstihbarat ve Terörle Mücadele Şubesi polisleri tarafından ilk 24 saatte incelenen binlerce kamera görüntüsü, ilk ipuçlarını ortaya çıkartmıştı. Polis, Reina saldırganının bindiği 3 taksinin sürücüsüne ulaştı. Her 3’ünün de verdiği ifade kamera görüntülerini doğruluyordu. İlk 2 taksici parası olmayan saldırganı kısa mesafeler gittikten sonra bırakmıştı. Zincirlikuyu’dan bindiği son takside parası olmadığını, gittiği yerde parayı vereceğini söyledi. İfadeleri alınan taksiciler, otomobillerine binen kişinin kırık bir Türkçesi olduğunu, fiziksel özelliklerinin Türk Cumhuriyetlerinden bir kişiye benzediğini söylüyordu. Saldırganın olay yerinde bıraktığı montun cebinde kalan para, kendisi için şanssızlık gibi görünse de şansı olmuştu. Saldırganın parası olmadığı için 3 taksi değiştirmesi, kamera görüntülerini tarayan polisin işini güçleştirmiş, zaman kaybına neden olmuştu.

3- 36 SAAT SONRA EVİ TESPİT EDİLDİ

POLİS, kamera görüntüleri ve taksicilerin verdiği ifadelerin ardından Zeytinburnu Nuri Paşa Mahallesi’nde Özbek yemekleri yapan bir kafeye ulaştı. Reina saldırganıyla irtibatlı olduğu tespit edilen 5 kişi gözaltına alındı. Saldırıdan 36 saat sonra polis, Reina katliamcısının Zeytinburnu’nda saklandığı eve ulaştı. Operasyon düzenlendi. Saldırgana ait olduğu belirlenen hazır halde 2 valiz bulundu. Geceyi bu evde geçirdiği anlaşılan saldırgan valizlerini almadan kaçmıştı.

EVDEKİ İZMARİT

Küllüklerde bulunan sigara izmaritlerinin markası, taksicilere sigara ikram eden saldırganın içtiğiyle aynıydı. İlk izler bulunmuştu. Saldırganın kimliği de belli olmuştu. Reina katliamcısı ‘Ebu Muhammed El Horasani’ kod adını kullanan Özbek asıllı Abdulgadir Masharipov’du. Reina katliamcısı, polisin değerlendirmesine göre halen İstanbul’daydı ve kaçmaması gerekiyordu.

İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü 9 Ocak’ta Abdulgadir Masharipov’un eşinin izine ulaştı. Pendik’te bir eve yapılan operasyonla Masharipov’un eşi, 1.5 yaşındaki kızıyla birlikte yakalandı.

4- YATAĞIN ARKASINDAYDI

TARANAN binlerce kamera görüntüsü ve İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü’nün kullandığı farklı polisiye yöntemlerle önemli bir ipucuna daha ulaşıldı: Abdulgadir Masharipov’un eşini ve çocuğunu Pendik’teki eve getiren kişilerin kullandığı bir kiralık otomobil vardı. Bu otomobilin izi tüm İstanbul’da sürüldü. Otomobil Kayaşehir, Silivri, Esenyurt, Pendik, Zeytinburnu hattında gidip geliyordu. İstanbul İstihbarat ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri bu 5 ilçede DEAŞ ile bağlantılı olabilecek, Türk Cumhuriyetlerinden insanların yaşadığı yüzlerce evi teker teker tespit etti. 480’in üzerinde eve baskın yapıldı, 16 gün içinde 214 kişi gözaltına alındı.

16 Ocak’ta Reina katliamcısı için çember daralmıştı. İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü Esenyurt’ta 3 ev belirledi. Bu evler 3 gün, polisiye tabir ile adeta karakol kurularak izlendi. Evlere girip çıkanlar teker teker tespit edildi. 16 Ocak’ta saat 23.00 sıralarında bu evlere eş zamanlı operasyon düzenlendi. Reina katliamcısı Abdulgadir Masharipov, odalardan birinde yatağın arkasına gizlenmiş bir şekilde yakalandı.

KRİPTOLU TELSİZLER

Reina katliamcısının yakalanmasına yönelik operasyonları ilk günden itibaren, İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan, Başsavcıvekili İsmail Uçar, Terör Bürosu savcılarından Gökalp Kökçü, İstihbarat Daire Başkanı Akın Karatay, İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Özgür Taşdemir, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Kayhan Ay koordine etti. İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde 180, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde 220 polis 16 gün boyunca Reina katliamcısının peşindeydi. İlk günden itibaren Reina katliamcısı ile ilgili soruşturmayı yürüten ekibin telefon kullanması ve WhatsApp gibi haberleşme kaynakları ile görüşmesi yasaklandı. Operasyonun içindeki tüm unsurlar yabancı bir istihbarat servisinin saldırıda rol almış olma ihtimaline karşı İstihbarat Şube Müdürlüğü’nün kriptolu telsizleri ile haberleşti.

5- ‘HOCA’ LAKAPLI

REİNA katliamcısı Abdulgadir Masharipov, Rusça, Türkçe, Arapça, Çince ve Özbekçe biliyor. Özbekler tarafından ‘Hoca’ olarak tanınıyor. Afganistan’da savaş eğitimi alan, Pakistan ve Suriye’de eylemlere katılan ‘Ebu Muhammed El Horasani’ kod adlı Masharipov, 2015 başından beri Türkiye’de. İran’dan geldiği tespit edilen Abdulgadir Masharipov’un ilk önce Konya’da, son 8 aydır da İstanbul’da yaşadığı belirlendi. Masharipov’un ‘patates’ olarak tabir edilen kullanıp attığı telefon hatlarıyla daha çok Suriye ve Irak’ta bulunan DEAŞ’lı Türklerle konuştuğu saptandı. Masharipov için yapılan operasyonlarda 20’ye yakın DEAŞ hücresine ulaşıldı, 480 ev basıldı, 214 kişi gözaltına alındı. 52’sinin Masharipov’la, diğerlerinin DEAŞ’la irtibatlı olduğu belirlendi.

Şanlıurfa'da DEAŞ kuryesi Abud Mahho’da ele geçirilen canlı bomba malzemelerinin Reina katliamcısı Masharipov’a gönderildiği ortaya çıktı. Kargo ulaşmayınca cani, silahla katliam yaptı.
Şanlıurfa'Akçakale İlçesi'nde İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne bağlı polislerinin ele geçirerek büyük bir başarıya imza attığı canlı bomba malzemelerinin Reina katliamcısı Abdulkadir Masharipov'a götürülecek kanlı kargo olduğu tespit edildi.

RDX TEL ABYAD'DAN 

Suriye uyruklu Abud Mahho, PYD denetiminde bulunan Tel Abyad kentinden geçerek, Türkiye'ye girdi. Mahho, Şanlıurfa polisinin bir eve düzenlediği operasyonla gözaltına alındı. Mahho'nun DEAŞ'ın kuryesi olduğu belirlendi. Mahho'nun gösterdiği yerde yapılan aramada yer altına gömülü şekilde uzaktan kumada, fünyeler ve 3 kilo rdx patlayıcı bulundu. Rdx'lerin Tel Abyad'dan Türkiye'ye sokulduğu belirlendi.

BEKLENEN TELEFON GELMEDİ 

Mahho, ifadesinde örgütün hücre tipi bir yapılanmasının olduğunu ve kendisine gelen telefonla, malzemeleri ilgili kişiyle buluşturmasının istendiğini anlattı. Mahho "Beni arıyorlar ben malzemeyi sakladığım yerden çıkarıyorum gelen adama teslim ediyorum" dedi.

ÖRGÜT PLAN DEĞİŞİKLİĞİ YAPTI 

Yılbaşı gecesi Ortaköy'ü kana bulayan ve 39 kişiyi gözünü kırpmadan katleden Masharipov canlı bomba eylemcisiydi. DEAŞ bunun üzerine Mahho'nun kuryeliğini yaptığı canlı bomba kargosunun Masharipov'a ulaştırılmaması sonucu plan değişikliğine gitti. DEAŞ, Masharipov'u canlı bomba eylemi yerine silahlı eyleme yönlendirdi. Polisin uyanıklığı sayesinde bu malzemelerin olası saldırılarda kullanılmasının da böylece önüne geçilmiş olundu.

Yılbaşı gecesi Reina'da katliam yapan Masharipov’un incelenen ‘laptop’undaki yazışmalarda İstanbul’da yılbaşı gecesi ikinci bir saldırının daha planlandığı, ancak başarılamadığı ortaya çıktı. Bilgisayardaki dijital veriler üzerinde yapılan incelemede saldırıyla ilgili önemli detaylara ulaşıldı.

İstanbul Atatürk Havalimanı'nda DEAŞ'lı 3 terörist tarafından geçen 28 Haziran'da düzenlenen ve 39 kişinin yaşamına mal olan terör saldırısının ardından İstanbul Terör Polisi seri operasyonlar gerçekleştirdi. 15 Temmuz darbe girişimi sürecinin yaşandığı o günlerde, 29 Temmuz'da DEAŞ'ın hücre evi olan Başakşehir'deki 3 adrese baskınlar yapıldı. Havalimanı saldırısıyla bağlantı oldukları iddiasıyla 7 şüpheli gözaltına alındı.

TELEFONLARI PARÇALADI

Türkiye'ye Kaçak yollarla giren Özbek, Tacik, Afgan ve Kırgızistanlı 22 yabancıyla birlikte emniyete götürülen 7 şüphelinin, aktarma noktası olarak kullandıkları bahsi geçen adreslerden Suriye'ye terörist gönderdikleri saptandı. Bu 7 isimden biri de DEAŞ'ın "Hoca Yusuf" kod adlı yöneticisi İlyas Momoşaripov'du. Baskın sırasında balkona çıkarak kullandığı cep telefonlarını parçalayıp aşağı tan Momoşaripov ve diğer şüpheliler emniyetteki sorgunun ardından adliyeye sevk edildi. Suçüstü yakalanan Momoşaripov, savcının tutuklama talebine rağmen mahkemece serbest bırakıldı. DEAŞ'ın Türkiye'deki Özbek hücresinin başında yer alan ve örgütün sözde Türkiye emiri Hoca Aka'nın yardımcısı olan İlyas Momoşaripov, serbest kalmasının ardından Konya'ya gitti. Aka'dan gelen saldırı talimatını Reina katliamcısı Abdulgadir Masharipov'a iletti. 29 Aralık akşamı kaleşnikof silahı teröriste verdi ve birlikte İstanbul'a geldi. Yeniden Konya'ya döndü. Momoşaripov ile Masharipov'un katliam öncesi telefon görüşmeleri tespit edildi.

MASHARİPOV'UN SORGUSU SÜRÜYOR

Reina katliamcısı Masharipov'un sorulan soruların bir kısmına doğru, bir kısmına ise yalan ve yanlış cevaplar vererek saldırının arka planıyla ilgili bazı nokta ve şahısları karanlıkta bırakmaya çalıştığı bildirildi.

Gece kulübü Reina’da yılbaşı gecesi 39 kişiyi öldüren ve 16 gün sonra yakalanan saldırgan Abdulkadir Masharipov’un sorgusu sürerken, incelenen laptopunda Rakka emiriyle talimat yazışmaları polis tarafından çözüldü. Esenyurt’ta saklandığı ‘güvenli ev’de polisin amansız takibi sonucu yakalanan Masharipov’un cep telefonu ve bilgisayarı polis tarafından inceleme altına alınmıştı. Haberlere göre; Bilgisayardaki dijital veriler üzerinde yapılan incelemede saldırıyla ilgili önemli detaylara ulaşıldı. Bu verilerde aynı gün içerisinde planlanan ikinci bir saldırının da ipuçlarını yakalandı.

Durakta buluştular

Bilgisayardaki sesli ve yazılı mesajları çözen polis, Reina saldırganı ile ikinci eylemi yapacak saldırganın İstanbul’da bir otobüs durağında görüştüğünü belirledi.  26 Aralık’taki görüşmeyi Masharipov’un, Rakka emirinin verdiği talimat doğrultusunda güvenlik kameralarının bulunmadığı bir durakta gerçekleştirdiği tespit edildi.

Emir’den talimat

İstanbul’da belirlenen beş noktadan ikisinde eylem yapılacağı bilgisine ulaşan polis, Rakka emirinin ilk saldırıyı Masharipov’un yapmasını istediğini tespit etti. İkinci saldırganın ise belirlenen başka bir noktada saldırıyı gerçekleştirmeye hazırlandığı kaydedildi.

Titreme krizine girmiş

Emniyette sorgusu süren Masharipov’un önceki gece birden titreme krizine girdiği ancak emniyete getiren doktorun yaptığı muayene sonucunda bir bulguya rastlanmadığı öğrenildi.

Bütün kameralar mercek altında

Polis, şimdi ikinci saldırganın izini bulmak için, Masharipov’un bulunduğu tüm yerlerin görüntüsüne ulaşmaya çalışıyor. Zeytinburnu ve Başakşehir’de Masharipov’un kameralara yakalandığı görüntüler mercek altına alınırken, tüm temasları da ayrıntılı olarak inceleniyor.

‘Çeçen Ahmet’i tanır mısın?’

Masharipov’a, Atatürk Havalimanı’nı kana bulayan saldırının planlayıcısı olan Çeçen Ahmet Çatayev’le de ilgili sorular soruldu. Çatayev’i tanıyıp tanımadığı, bağlantısı olup olmadığı yönündeki tüm sorulara Masharipov’un yanıt vermediği öğrenildi. Yine Reina saldırısıyla ilgili olarak yanında başka biri var mıydı şeklindeki sorular karşısında da saldırganın suskunluğunu koruduğu öğrenildi. Saldırgan olayda kullandığı silahın kendisine Zeytinburnu’nda kaldığı evde saldırıdan iki gün önce verildiğini söylediği belirtilirken, polisin yaptığı tüm operasyonlarda DEAŞ’ın Türkiye’deki eylemlerde kullandığı lojistik destek ünitelerinin deşifre edildiği ortaya çıktı

Reina teröristi sürekli aynı soruyu soruyor

Ortaköy saldırganı Abdulgadir Masharipov'la ilgili yeni detaylar ortaya çıkıyor. Reina katliamcısının ifade işlemleri devam ediyor. Sorguda sık sık 4.5 yaşındaki oğlunu sorduğu onu 3 kişinin aldığını belirtiğini iddia edildi.
Ortaköy saldırganının İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ndeki sorgusu devam ediyor. Polis, 3 DEAŞ'lı ve saldırganın 4.5 yaşındaki oğlunu bulmak için operasyonlarını sürdürüyor. Habertürk'ün haberine göre terörist Abdulkadir Masharipov'un sorgusu devam ederken, İstanbul Emniyet Müdürlüğu Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri Masharipov'a silahı teslim eden ve Bakırköy'de kaçarken araçta bulunan 1 kişiyle 4.5 yaşındaki çocuğu elinde tutan 3 DEAŞ'lıyı yakalamak için operasyonlarını sürdürüyor.

KATİL, SÜREKLİ OĞLUNU SORUYOR

Gözaltına alındıktan sonra sürekli olarak oğlunu soran Masharipov'un, "Silivride'yken yanıma biri geldi. 'Her yerde aranıyorsun. Çocuğunu alacağız, kaçacağın zaman getireceğiz' diyerek benden aldılar" dediği öğrenildi.

RESMİ SORGUSU BAŞLAMADI

İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde gözaltında tutulan Masharipov'un, güvenlik gerekçesiyle sağlık kontrolüne götürülmediği ifade edildi. Haseki Hastanesi'nden bir doktorun emniyete götürülerek Masharipov'u sağlık kontrolünden geçirdiği ve rapor verdiği belirtildi. Öte yandan, terör ve istihbarat uzmanları tarafından yapılan sorgulamalarda Rakka'ya kaçış planı çıkan katliamcı Masparipov'un Reina katliamında kullanması için gönderileceği iddia edilen patlayıcılar da 30 Aralık 2016'da Gaziantep'te terör örgütü DEAŞ'a yönelik yapılan operasyonda ele geçirilmiş, 20 kişi gözaltına alınmıştı.

Reina katliamcısı pişman değilmiş! 

Türkiye genelinde 30’un üzerinde hücre evi ve DEAŞ’ın teröristleri aktarma istasyonu olarak kullandığı evlere operasyon yapıldı. Bu operasyonlarda gözaltına alınan çoğu yabancı uyruklu 200 şüpheli arasında DEAŞ ile bağlantılı kritik isimlerin de bulunduğu öğrenildi.

Masharipov’un, saldırı talimatını DEAŞ’ın Rakka’daki komuta merkeziyle haberleştiği “telegram” üzerinden aldığı belirlenirken, ele geçirilen 197 bin dolarında da terör örgütünün hücre evlerinden ele geçirilen toplam para olduğu kaydedildi.

Polis, Masharipov’dan 4.5 yaşındaki oğlunu alan ile katliamda kullandığı Kalaşnikof’u veren DEAŞ’lıyı belirledi. Masharipov ifadesinde, “Silivri’deyken ‘çocuk ayak bağı olur, alıyoruz. İstanbul’dan çıkacağın zaman teslim edeceğiz’ diyerek oğlunu aldığını söyledi. 

Caniyi 2011'den beri biliyorlardı

REİNA canisi Abdulgadir Masharipov’un yakalanmasından sonra yoğun bir bilgi bombardımanı var.
Hangisi gerçek, hangisi yalan/yanlış emin olmak zor.

Üst düzey bir güvenlik yetkilisiyle konuşurken, “Biz de birçok şeyi gazetelerde okuyoruz ama yazılanların yüzde 25-30’u gerçek” dedi. Örnek vermesini istedim. “Mesela” diye başladı ve anlattı: “Cani, Tacik kökenli Özbek olarak yazılıyor. Kırgızistan’ın Özbekistan sınırında Özbeklerin yaşadığı bir köyünden. Diğer taraftan 197 bin dolar terörist yakalandığında o evde bulunmadı. O miktar, caniyi yakalayana dek yaptığımız 15-20 baskında bulduğumuz toplam miktar...” 

HİÇBİR RESMİ LİSTEDE YOK

Türkiye’nin elinde 52 bin kişilik bir ‘IŞİD’le ilgili, iltisaklı, şüpheliler listesi’ var. Reina canisi o listede yoktu. 

Bugüne dek yaklaşık 2 bin 700 kişi gümrüklerdeki risk merkezi polislerince, 4 binden fazla kişi de Türkiye’de yakalanıp ülkelerine gönderilmiş. Ülkeye kaçak giriş yapan Masharipov o listelerde de yok. 

Peki, Türkiye’de olmayan bu bilgi, caninin bağlantılı olduğu ülkelerde de yok mu? Mesela Kırgızistan’da, Özbekistan’da... 

Interpol’e sorulmuş. Interpol, kayıtlarını araştırmış. İlk gelen cevap “Hiçbir kaydı yok...” olmuş.

ÖZBEKİSTAN’DAN GELEN BİLGİ

Ancak, Ankara Masharipov’un hikâyesinden yola çıkarak ısrarcı olmuş. Interpol araştırmış ve “Özbekistan’dan geldi” notuyla Ankara’ya şu bilgiyi iletmiş: “2011’den beri El Kaide, IŞİD gibi Selefi yapılarla ilişkileri biliniyordu”.

Özbekistan bunu biliyorsa, Rusya’nın bilmemesi imkânsız. Çünkü, Rusya istihbaratı özellikle de Selefi radikal örgütlerle mücadele konusunda, aynı dertten mustarip eski Sovyet ülkeleriyle ortak bir istihbarat havuzu oluşturmuştu. 

Özbekistan’ı, Kırgızistan’ı, Tacikistan’ı anladık... Türkiye’yle limoni ilişkileri nedeniyle paylaşmamış olabilirler. Ya yıllardır aynı örgütlerin hedefi olan Rusya’nın, 2011’den beri kayıtlara geçmiş, Afganistan’a, Irak’a giderek terörist faaliyetlerde bulunmuş birine ait bilgileri Ankara ile paylaşmamasına ne demeli?

SADECE BATI MI İŞBİRLİĞİ YAPMIYOR

Hadi eski komünistlerden de umudu kestik! İran’a ne demeli. 2015’te gözaltına alıp 1 ay hapiste tuttuğu, üstelik Şiileri doğrudan hedef alan örgütlerle bağlantılı bir teröristi, bilgi vermek bir yana Türkiye sınırından salıvermesi komşuluk ilişkileriyle bağdaşır mı? 

Masharipov profilinde çok sayıda kişi, kaçak girdikleri Türkiye’de yaşamaya ve tehdit olmaya devam ediyor. Ne yazık ki Rusya, İran ve “soydaş” ülkeler de tıpkı Batılı müttefiklerimiz gibi işbirliğinde kötü bir sınav veriyor. Biz de devlet büyüklerimiz sadece Batılı müttefiklerimize dikkat çektiklerinden doğumuzdaki ‘daha büyük’ bu sorunu göremiyoruz.

CHP ÇALIŞMASI OLMAYACAK

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile Devlet Bahçeli görüşmesinden sonra konuştuk. Görüşmeyi şöyle özetledi: “Kendisine her şeyi anlattım...” 

Bahçeli’nin ne yanıt verdiğine değinmedi. 

Kılıçdaroğlu, açık oylama yapılmasından çok rahatsız olmuştu: “Kabine giren vekiller fişlendi. Oylama boyunca iki kişi kabinlerin başında nöbet tuttu. Bunu engelleyince de oylamalar yeniden yapıldı” diye yakındı. Kılıçdaroğlu’nun bu tablodan yola çıkarak TBMM’de fire beklemediği izlenimi edindim. 

Ancak olası referandum konusunda tavrı farklıydı. “Kesinlikle ‘Hayır’ çıkacak” diyordu. 

Nasıl bir referandum çalışması yapacaklarını sorduğumda da şu yanıtı verdi: 

“Referandum için çalışmaya başlamıştık. Göreceksiniz, salt bir parti çalışması olmayacak. Ülkenin geleceği konusunda endişesi olan herkesle ortak bir zeminde hareket edeceğiz...”

TÜRKÇE AZ BİLİYOR, RUSÇA KONUŞARAK CEVAP VERİYOR

Ebu Muhammed El Horasani Kod adlı Abdulkadir Maşaripov'a konuşmaya başladığı zaman risk analiz uzmanı ekip tarafından önce Türkçe sorular yöneltildi. Bunlara 'Türkçeyi az biliyorum' diyerek cevap vermemesi üzerine İngilizce sorular soruldu, bunlara da cevap vermeyince aynı sorular Rusça sorulmaya başlandığı zaman akıcı şekilde cevaplar vermeye dün gece saatlerinde başladığı öğrenildi. 

"NİYE Reina'YA SALDIRDIN?" 

Risk analiz uzmanlarının sorduğu ilk soru; 'Niye Reiana'ya saldırdın ?' oldu. Maşaripov ise bu soru karşısında, 'Onlar kafir, olduğu için oraya saldırdım' dediği iddia edildi. 

"NİÇİN KAPIDA Kİ POLİSİ ÖLDÜRDÜN?"

Risk analiz uzmanlar ikinci olarak, 'Niçin kapıdaki polisi öldürdün?' diye sordu. Maşaripov bu soruya ise, 'İlk önce polis bana ateş etti. Onu öldürmeden içeriye giremezdim' dediği öğrenildi. 

"2015 YILINDA İRAN'DA SAHTE PASAPORT YÜZÜNDEN TUTUKLANDIM"

Maşaripov'un sorulara verdiği cevaplar üzerine sohbet havasında geçen konuşmalarda ekiplere 2015 yılında İran'da sahte pasaport sebebiyle tutuklandığını söylediği ve yaklaşık 1 ay tutuklu kaldığını söylediği öne sürüldü. 

"CANLI BOMBA EYLEMİ YAPACAKTIM, ÖNLEMLER SEBEBİYLE REİANA'YI SEÇTİM"

Cezaevinden çıktıktan bir süre sonra 2016 yılı Ocak ayında Kaçak yollardan İran üzerinden Türkiye'ye geldiğini söylediği iddia edilen Maşaripov, "Türkiye'ye geldiğimde Konya'ya yerleştim ve orada 1 yıla yakın kaldım. Bu sürede sürekli Rakka ile mesajlaşma programları sebebiyle irtibat halindeydim. Yılbaşı gecesi Taksim'de canlı bomba eylemi yapmam için talimat verildi, bunun üzerine İstanbul'a geldim. Taksim'de çektiğim keşif görüntüsü bunun içindi. Çektiğim görüntüyü Rakka'ya yolladım IŞİD'in İstanbul emiri Hoca Aka ve yardımcısı tarafından uygun bulundu" dedi. 

"FLASBANG'LERİ EL BOMBASI SANIYORDUM, PATLAYINCA ANLADIM"

Yılbaşı günü yoğun önlemi olması ve bombayı getirecek kişiyle buluşamadığı için durumu Rakka'da bulunan IŞİD'in İstanbul emiri Hoca Aka'ya bildirdiğini anlatan Maşaripov, "Hoca Aka, bunun üzerine bölgede ses getirici bir hedef bulmamı söyledi. Daha önceden adını gece kulübü olarak duyduğum Reina'nın önünden saat 22.00 sıralarında geçtim. Fazla güvenlik önlemi olmadığını gördüğüm için burayı uygun bulduğumu onaylatmak için Rakka'ya bildirdim. Kabul edilmesi üzerine, kaldığım evdeki silahı ve el bombası olarak bildiğim Flashbang'leri alarak Reina'ya ölmeye gelerek eylemi gerçekleştirdim. Patlayan bombaların ışık çıkardığını görünce kaçtım" dediği öğrenildi.

"EYLEMİ RAKKA'YA BİLDİRDİM, KAÇMAMI AYARLAYACAKLARDI"

Eylem sonrası Rakka ile irtibata geçerek bir süre sessizce beklemesi gerekildiğini Konya'daki hücrenin kendisine ulaşacağını öğrendiğini söyleyen Maşaripov, "Gelen talimat doğrultusunda Ali Mohammed Jameel (Esenyurt'ta yakalanan Irak'lı) ile irtibata geçtim ve Esenyurt'ta onun kiraladığı eve Senegal uyruklu Dina A. ile birlikte 4-5 farklı evde kaldık. Ali Mohammed Jameel bize güvenliğin arttığını fark ettiğini söylemesiyle onun yeni kiraladığı eve geçtik" diye anlattığı öğrenildi.

FLASHBANG (STUN GRENADE) NEDİR? 

Amerikan ordusunun envanterinde bulunan bir sersemletme bombası olarak biliniyor. Atıldığı yerde bulunan kişileri geçici olarak yönlendiren öldürücü olmayan bir patlayıcı çeşididir. Kısa süreliğine ışık flaşı ve yaklaşık 170 desibelin üzerinde bir ses dalgası yayarak kulaklarda geçici duyma kaybına yol açması için kullanılıyor.

Haberlere göre, terörist Abdulkadir Maşaripov sorgu sırasında polisle diyaloğa girmeye başladı. Sorulan sorulara cevap verdiği öğrenilen teröristin, verdiği bilgiler tek tek kontrol edilerek doğruluğu inceleniyor.

YAKALANDIĞI EVE 6 OCAK'TA GİTMİŞ

Teröristin yakalandığı eve 6 Ocak'ta gittiği ve 16 Ocak tarihine kadar orada saklandığı ortaya çıkarken, polisin Abdulkadir Maşaripov'un 4 yaşındaki oğlunu arama çalışmaları ise sürüyor.

NEZARETHANEDE TEK BAŞINA TUTULUYOR

Reina saldırganı terörist Maşaripov'un Özbekistan'da bir üniversitede Fizik bölümünde eğitim aldığı tespit edildi. Ebu Muhammed El Horasani Kod adlı Maşaripov'un TEM nezarethanelerinin birinde yalnız başına tutulduğu öğrenildi. Gözaltında bir süre sustuğu iddia edildi.

Reina saldırganı teröristle ilgili son bilgiler ise şöyle:

- İddialara göre, terörist Rakka'dan aldığı talimatla canlı bomba olmayı kabul etti ve aslında kendini patlatacaktı. Ancak Türkiye'de yapılan operasyonlarda bombayı taşıyan kuryelerin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Bombayı alacağı kurye gözaltına alınınca terörist silahlı saldırı gerçekleştirdi. 

- Teröristin Afganistan'da silahlı eğitim aldığı ortaya çıkmıştı. Güvenlik güçleri, özel eğitimli teröristi çözmek için diyalog kurmaya, sohbet edip bilgi almaya çalışıyor. Teröristin sorgu işlemleri devam ediyor, ifade işlemine henüz geçilmedi. 

- Haberlere göre terörist emrin Rakka'dan geldiğini doğruladı. Terör örgütünün sözde Türkiye emiri Hoca Akın'ın yardımcısı olduğu öğrenilen Hoca Yusuf kod adlı İlyas Mamaşapirov'la eylemler üzerine görüştüğü ortaya çıktı. İnternette bir mesajlaşma programından haberleştiklerini, yaptığı keşifleri aktardığını söylediği iddia ediliyor. 

- Reina saldırganıyla diyaloğa geçen bir kişinin Bursa'ya gitmesi üzerine bu sabah 27 kişi gözaltına alındı. Kayseri, Hatay, İzmir'den sonra Bursa'da da DAEŞ'e yönelik yeni bir operasyon yapıldı. 

197 BİN LİRAYI DEAŞ VERMİŞ

-Teröristin kaldığı evde 197 bin dolar bulunmuştu. Paranın, saldırı sonrası teröristin kaçması için DEAŞ tarafından verildiği belirlendi.  Teröristin kaçma hazırlığı içinde olduğu, Rakka'ya gitmeye çalıştığı tespit edildi. Diğer örgüt üyelerinin de kendisine güzergah ayarlamak için çalıştığı belirlendi. Teröristlerin Suriye'den mi Irak üzerinden mi Rakka'ya gidebileceklerinin yollarını aradıkları ortaya çıktı. 

TERÖRİSTİN OĞLU ARANIYOR

-Teröristin saldırı sonrası eşinin yanına geldiği, 1.5. yaşındaki kızının eşiyle kaldığını, kendisinin 4 yaşındaki oğlunu alarak kaçtığı belirlenmişti. Terörist yakalandığında oğlu yanında yoktu. Çocuğun nerede olduğu araştırılıyor. 

"LÜTFEN BENİ VURMAYIN"

-Terörist operasyon sırasında karşısında polisi görünce "Lütfen beni vurmayın" demiş. 
-Teröristle ilgili bir diğer iddia ise kendisine yardım eden 3 kişinin yakalanması üzerine paniğe kapıldığı ve Konya'daki DEAŞ hücresiyle irtibata geçtiği yönünde. İstihbarat birimlerinin bu girişimi fark ettiği öne sürülüyor. 

 

 

Kaynak: www.piramithaber.com

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Canan Karatay'dan kurtlu elma tavsiyesi...
Canan Karatay'dan kurtlu elma tavsiyesi...
Doğduğun ayın şifresi: Hangi ayda, hangi hastalık riski var
Doğduğun ayın şifresi: Hangi ayda, hangi hastalık riski var